Feed on
Posts
Comments
İstanbul Eminönü’deki Mısır Çarşısı’ndaki Define mağazası, Mağazada dekorasyon için veya yaydıkları enerjiden yararlanmak için kullanılan, 1000den fazla yarı değerli taş var. 
     Sahibi Baki Cihangiroğlu. Güney Amerika’dan Afrika’ya kadar bir çok ülkeden gelen, 100’den farklı taş bulabiliyorsunuz. Aralarında; kuvars, fuksit, malahit, okemit, ametist, akik, sitrin, hematit, labrodorit, kehribar, lapis ve sodalit’in yanı sıra nadir bulunan limonit, garnet, yeşil kuvars gibi çeşitler bulunuyor. En dikkat çeken ürünleri ise apufilit, kalsit, galen, pirit, kuvars gibi beş minerali birden içinde bulunduran özel bir taş.
    
     Yarı değerli taşlar çoğunlukla, dekorasyon için kullanılıyor. Ama aksesuar olarak hazırlanmış olanları da var. Ücretleri 1 YTL ile 2 bin Euro tahmini arasında oluyor. taşların nadir olup olmadığı belirliyor. Dekoratif amaçlı satılan taşlar, diğerlerine göre ücreti biraz daha yüksek. Çünkü görsellik de devreye giriyor. Tedavi amaçlı satılan taşlarda görünüm önemli olmadığı için uygun fiyatlı oluyorlar.

Mobilya firmaları son senelerde tüketimdeki etkilerini açığa çıkardığı iki grup, kadınlar ve çocuklar. Özellikle çocuklar birçok markanın satışında etkili, baba ve annenin seçtikleri onlar tarafa gidiyor. Günümüz çocukları beğendiği, sevdiği bir markayı ailesine aldırıyor. Bu gerçeği gören Çilek Mobilya, dekore ettiği ürünleri önce, fabrikaya gruplar halinde getirdiği çocuklara göstererek onların fikirlerini alıyor ve üretimi buna göre şekillendiriyor. Türk halkının çocuklarına çok duyarlı olduğunu belirten Muzaffer Çilek, “Kendimde olmadı, çocuğum faydalansın, çocukları için bütçelerini sarsıyor.” diyor. Ramazan Davulcuoğlu ise yapılan araştırmaların mobilya seçiminde kadınların erkeklere oranla çok daha fazla söz sahibi olduğunu ortaya çıkardığını hatırlatıyor: “Araştırmalara göre nereden bakarsanız bakın kadının mobilya seçiminde etkisi yüzde 80-85 seviyelerinde görünüyor ki; bizler bunu dikkate alarak çözümler üretmeliyiz.”

Son yıllardaki hızlı büyüme ve gelişmesiyle dikkati çeken mobilya sektöründe, 2007 fırsatlar yılı olarak görülüyor. Yılın ilk üç ayındaki daralmaya rağmen özellikle cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonuçlanmasından sonra işlerin açılacağını düşünen mobilyacılar, devam eden konut inşaatlarının bitmesinin de sektöre büyük hareket getireceği kanaatinde. 2 Mayıs’ta Türkiye’nin en büyük mobilya fuarında bir araya gelecek olan üreticiler, yeni ürünleri de görücüye çıkaracak.

Mobilya, diğerleri kadar öne çıkmasa da aslında ülkemizde istihdamın yükünü çeken, ihracat ve dış pazarlardaki payını her geçen gün artıran ve en hızlı büyüyen sektörlerden. Yüksek teknolojili üretime rağmen, emek yoğun olma özelliğine sahip. Sektördeki markalı üreticilerin sayısı da hızla artıyor. Bu markalar iç pazardaki etkinliklerinin yanı sıra, birçok farklı ülkede açtıkları mağazalarla da dikkati çekiyor. Üretimdeki hızlı gelişim yan sanayileri de geliştirerek, önemli bir istihdam sahası haline getiriyor. Üreticilerin bundan sonraki hedefi, sektörü Türkiye ekonomisinin lokomotifi yapmak.

ANADOLU’NUN ÇEKYAT DEVRİMİ

Mobilya üretimi aslında Anadolu insanının ilk sanayileşme tecrübelerinden. İstanbul ve Marmara Bölgesi eksenli fabrikaların dumanının tütmeye başladığı zaman dilimi, Kayseri’de ağaç doğrama işlerinin mütevazı atölyelerde yapılmaya başladığı dönemdir, aynı zamanda. Bu atölyelerin kurucuları, Kayseri, İnegöl ve Ankara gibi mobilya üretiminde öne çıkan merkezlerin ilk kuşak sanayicileri. Sektörün bugünkü iddiasının başlangıcı ise Türkiye’nin dışa açılmaya başladığı 1980’lerin sonları.

O güne kadar mobilya kavramı denilince akla sofa, sedir, kanepe gibi tek amaçlı kullanıma uygun ürünler gelirken, mobilyacıların ‘çekyat devrimi’ dedikleri çok amaçlı ürünlerin piyasaya çıkışı, günümüzdeki markalaşma, tasarım ve ihracat seviyesinin de katalizörü olur. Hem oturma hem yatmaya yarayan ve misafir ağırlama konusunda derin bir kültüre sahip Türk insanı için, hayatı kolaylaştıran en önemli icat olan çekyatlar ilk piyasaya çıkışlarının üzerinden 20 yıl geçmesine rağmen, üreticilerin vazgeçilmezi unvanını koruyor bugün. Türkiye”nin en büyük mobilya üreticisi konumundaki Boydak Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Hacı Boydak’a göre çekyat evrensel bir tasarım: “Amerika’da hiç bilinmezken biz çekyatı orada pratik bir yaşam ürünü olarak pazara sunduk ve büyük beğeni topladı. İngilizcedeki adı klip klap oldu ve şimdi 800 noktada satıyoruz. Almanya’da da aynı etkiyi yaptı ve çekyata büyük talep var<a href=”http://modern-ev-dekorasyon.blogspot.com” target=”_blank” title=”banyo “>.</a>
Çekyatı dünyaya da sevdiren üreticiler, son yıllarda tüketicinin değişen alışkanlıklarına uyum sağlamak için önemli yatırımlar yapıyor. İnsanlar artık eskisi gibi ‘evladiyelik’ mobilya almıyor. Değiştirme sıklıkları 5 yıla kadar inmiş durumda. Büyük şehirlerin küçük ölçekli yaşam alanlarına uygun, kullanışlı ürünler işin diğer boyutu. Yaş gruplarına, mekânlara ve tüketici beklentilerine yönelik uzmanlaşma kadar, ihracat yaptıkları ülkelerdeki insanların beğenilerini de yakından izliyor üreticiler ve buna uygun ürün tasarlıyor. Bütün bunlar yılda yüzde 8 gibi çok hızlı bir büyüme anlamına geliyor. İşte bir yönüyle bu büyümenin getirdiği fırsatları, problemlerle birlikte yaşıyor sektör. Türkiye ekonomisindeki normalleşmenin ve makro göstergelerdeki iyileşmenin henüz tam olarak microya yani halka yansımamış olmasının sonuçlarının aslında en fazla etkilediği sektör mobilya. Evladiyelik alma dönemi geride de kalmış olsa mobilya toplumun geneli için pahalı bir yatırım ve doğal olarak işlerin yolunda gitmediği dönemde hane halkının gündemine giremiyor. Peki, sektörün temel sorunları ve çözüm önerileri neler, sorusunun cevabıyla birlikte bu dosyada, fırsatları ve sektörün geleceğini de değerlendirdik…

MOBİLYACILAR DA KDV İNDİRİMİ İSTİYOR

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ne bağlı 52 sektör meclisi bulunuyor. Uzun yıllardır bünyede bulunmasına rağmen bu meclislere özellikle son bir yıldır büyük önem veriliyor. Temel hedef bu meclislerin öncülüğünde Türk sanayisinin önünü açmak, ekonominin normalleşme sürecine uyum sağlamaları yönünde katkı yapmak ve standartları uluslararası noktaya taşımak. TOBB mobilya sektör kurulu başkanı Davut Doğan, sektörün sorunlarına yönelik hazırladıkları bir raporu Başbakan’a sunacaklarını belirtiyor. Raporda ilk temas edilen husus, tekstilde olduğu gibi KDV indirimi beklentisi. Doğan, bu talebin tekstil hammaddesi kullanılan ürünler için geçerli olduğunu ve bu ürünlerdeki yüzde 18’lik KDV’nin yüzde 8’e çekilmesi gerektiğini vurguluyor.

İstihdama önemli katkısı olan sektörün çelişkisi, teknik ara eleman konusunda ciddi sıkıntı yaşaması. Bunun temel sebebi de meslek liselerine öğrenci gitmemesi. 8 yıllık kesintisiz eğitimin imam hatiplerle birlikte bütün meslek okullarını vurmasından etkilenen tek sektör mobilya değil elbette. Koç Holding’e ‘meslek lisesi memleket meselesi’ reklâmını yaptıracak kadar önemli bir problem bu ve her geçen gün iş dünyasını daha fazla etkiliyor. Hacı Boydak teknik eleman sıkıntısının had safhada olduğunu belirterek, “Meslek liselerinin yeniden tercih edilen cazip okullar haline gelmesi ülkemizin geleceği açısından hayatî önem taşıyor. Düz liseden aldığımız gençleri yetiştiremiyoruz. Zaten onlar da ilk fırsatta gidip bir alışveriş merkezinde tezgâhtar olarak çalışmayı tercih ediyor. Bu kan kaybını durdurmamız lazım” diyor. Davut Doğan ise sektör kurulunun bu konuda ilginç bir önerisinden bahsediyor: “Şu anda meslek lisesinde okumanın cazibesi yok. Cazip hale getirmek için, askerlik avantajı da dâhil olmak üzere bir dizi öneride bulunuyoruz. Burada okuyanlara daha kısa bir askerlik imkânı verilebilir. Devlet burs da verebilir. Türkiye’de binlerce gencin sırf askerlik avantajı için yüksek öğretime devam ettiğini unutmamak lazım
Mobilya Sanayicileri Derneği Başkanı Memduh Boydak, bu iki önemli soruna birkaç ilave daha yapıyor. Aynen meslek liseleri gibi bütün iş kollarını vuran diğer bir sorun istihdam üzerindeki vergi yükü. Bu meseleyi herkesin konuştuğu halde çözüm noktasında bir türlü harekete geçilemediğinden dert yanan Boydak, bu vergiler uluslararası standartlara çekilmediği sürece sektördeki kayıt dışının süreceği ve üreticilerin küresel pazarda rekabet edemez hale geleceği uyarısını yapıyor. Türkiye’de 500 lira ücret alan bir çalışanın işverene maliyeti 1400 YTL’yi buluyor. Boydak, geçtiğimiz yılın OECD verilerine göre Türkiye’nin istihdam vergilerinde dünya şampiyonu olduğunu hatırlatarak, bunun sanayicileri yeni işçi alımı konusunda çok temkinli davranmaya sevk ettiğine ve düzelen ekonomiye rağmen istihdamın artmadığına dikkati çekiyor. Yani az kişiye çok iş yaptırılıyor. Firma istihdam yerine sürekli verimliliğe yükleniyor. Bu durum kayıt dışını besliyor, kayıt dışı da haksız rekabeti… Döviz kurlarının düşük gitmesi de ihracatçının diğer bir ortak sorunu. Müşteri kaybetmemek için önceki bağlantılarına sadık kalan ihracatçılar, yüzde 10 kâr planlayarak yaptığı anlaşmadan, şimdi yüzde 15 zarar ediyor
TEKSTİLDEKİ KRİZ BİZE DERS OLDU

Sorunlardan bahsetmişken dikkatlerden kaçan ancak sektörü olumsuz etkileyen iki önemli noktaya daha temas etmek gerekiyor. Bunlardan birincisi taklit ürünler. Tasarım ekibi istihdam etmeyen birçok küçük üretici, büyük şirketlerin ciddi yatırımla ortaya çıkardığı özgün tasarımların aynısını süratle üreterek, pazara sunuyor ve istedikleri gibi fiyat kırarak haksız rekabete yol açıyor. Bunun için denetimlerin sıklaştırılması ve bu tip firmalara ağır yaptırımlar getirilmesi şart. Gözlerden kaçan ikinci önemli sorun, sektördeki navlun (taşıma) maliyetlerinin yüksekliği. Büyük hacimli mamul üreten mobilyacılar, özellikle ihracatta çok yüksek taşıma bedelleri ödüyor. Örneğin, Rusya’ya gidecek bir TIR 20 bin dolara doldurulurken, 6 bin dolar taşıma ücreti ödeniyor
Mobilya sektöründe, irili ufaklı üreticiler ve perakende mağazalarla beraber 60 bin şirket bulunuyor. 170 ülkeye ihracat yapan sektör, 6 milyar dolarlık bir büyüklüğe sahip. Yıllık ihracat ise 1 milyar doları buluyor. Hızla büyüyen sektör üreticiler için büyük fırsatları da beraberinde getiriyor. Memduh Boydak’a göre değişen tüketici alışkanlıkları üreticiler için en büyük fırsat: “Mobilya değiştirme sıklığı artıyor. Eskiden insanlar sadece ihtiyaçlarını alırken şimdi zevk ve tatmin de satın alıyor. Ayrıca Türkiye’nin etrafında, uçakla 3 saat mesafede 1,5 milyar nüfus yaşıyor. İşini iyi yapan üreticiler için bu büyük bir dış pazar imkânıdır. Maalesef sektörde henüz dış pazarlardaki bu imkânları değerlendirebilecek oyuncu sayısı az. MOSDER’in bir misyonu da, sektörün biraz daha kurumsallaşması ve dış pazarlara yönelebilmesidir
Hacı Boydak, üç saatlik mesafedeki 1,5 milyarlık pazar meselesine bir ekleme yaparak, son yıllarda komşu ülkelerle siyasi düzlemde kurulan dostane ilişkilerin doğrudan ticarete yansıdığına işaret ediyor. “Yunanistan’da eskiden İstikbal markasıyla mal satmak hayaldi, şimdi 16 mağazamız var. Yakında yenileri de açılacak.” diyen Boydak, inşaatı devam eden 1 milyona yakın konutun sahiplerine devredilmesiyle birlikte sektörde ciddi hareketlenme yaşanacağı kanaatinde
Çilek Mobilya Genel Müdürü Muzaffer Çilek, tam bu noktada tekstilde yaşanan krize atıf yaparak, “Hazır giyim sektöründe markalaşma geç başladı, fasonculuk uzun sürdü. Şimdi bu gecikmenin sancıları yaşanıyor. Mobilya sektörü daha az fasonculukla çalışan ve markalaşmaya daha önce başlayan bir sektör. Bu fırsatı iyi kullanmak lazım.” diyor. Tüketici alışkanlıkları konusuna da bir ekleme yapan Çilek, günümüz insanının artık evde daha fazla vakit geçirmek istediğine işaret ederek, bu sebeple evlerin iç dizaynına daha fazla önem vermeye başladığını söylüyor: “Klasik mobilyaya çocuk, genç ve çalışma odalarıyla, banyo ve mutfak mobilyaları da eklendi. Mobilya kavramı yerini ev modasına bırakıyor. Türk halkı zevkleri gelişmiş bir halktır, o açıdan evini kendi dekore etmeyi sever. Üretimdeki çeşitlilik bu açıdan da büyük ilgi görüyor
ÖZGÜN TASARIM MALİYETİ DÜŞÜRÜR

Son yıllarda sektörde özgün tasarımlar noktasında ciddi atılımlar yaşanıyor. Büyük firmaların başlattığı tasarım ve Ar-Ge ekibi kurma çalışmaları yavaş yavaş sektör geneline yayılıyor. MOSDER’in, çeşitli üniversitelerle birlikte üç yıldır düzenlediği ‘ev mobilyası tasarım yarışmalarına’ bu işe meraklı gençler büyük ilgi gösteriyor. Derece alan tasarımlar, kendi standartlarına uygun bulan firmalar tarafından üretim sürecine de sokulabiliyor. Sadece 0-24 yaş aralığına yönelik ürünleri ve özgün tasarımlarıyla dikkati çeken Çilek Mobilya’nın Genel Müdürü Muzaffer Çilek, “Özgün tasarım çok önemli. Rekabet edebilmek için de şart. Bu hem maliyetleri düşürüyor hem daha yüksek fiyata satış imkânı veriyor.” diyor. MOSDER’in ev mobilyasına yönelik tasarım yarışmasını, çocuk mobilyasına uyarlayan Çilek, Yaratıcı Çocuklar Derneği ve Mimar Sinan Üniversitesi ile birlikte çocuk odası tasarım yarışmaları düzenliyor. 5-14 yaş arası çocukların katıldığı bu yarışmadaki başarılı projeler daha sonra üretim süreçlerinde değerlendiriliyor
Hacı Boydak’a göre özgün tasarımlar kadar sektörün dünyadaki yenilikleri sürekli izlemesi, uluslararası fuarlarda bulunması da çok önemli: “Hem sürekli değişen modayı iyi izlemek, hem de sektördeki teknik yenilikleri hemen tespit edip kendi işinde kullanmak gerekiyor. Bunları yapmadan dünya ile rekabet edemeyiz.” İthalata bağımlı olmadığı için katma değeri yüksek bir sektör olan mobilyanın diğer bir özelliği de hammadde ve kullanılan malzemenin maliyeti ile iyi tasarımlı bir ürünün fiyatı arasındaki ciddi fark. Bu özellik ülke ekonomisinin büyümesi için etkili bir faktör
Tasarım noktasındaki bilinçlenmenin sevindirici olduğunu söyleyen ALFEMO Mobilya Genel Müdürü Ramazan Davulcuoğlu, markalaşma konusunda temkinli. Pazar araştırması yapmadan herkesin marka olma sevdasına düşmesini eleştiriyor: “Marka olma birçok beceriyi bir araya getirebilmeye bağlı. Bu ayrıntı ihmal edilerek markalaşma yoluna gidiliyor. Ayrıca sektörün yan sanayiciye de şiddetle ihtiyacı var
Davulcuoğlu’nun altını çizdiği yan sanayi meselesi de, sektör adına önemli ve üzerinde durulması gereken bir konu. Üretimdeki hızlı gelişme, tasarım ve markalaşma yan sanayiye olan ihtiyacı daha da arttırıyor. Artık pek çok sektör ürünlerinde kullandığı malzemeyi diğer firmalara ürettiriyor. Yan sanayiye yönelen firmalar da farklı kollarda uzmanlaşıyor. Okandan Cam, büyük üreticilerin mobilyalarında kullandığı cam malzemesini üreten bir firma. Şirket Yönetim Kurulu üyesi Mustafa Okandan, üreticilerin kırılmayan veya kırıldığında insan vücuduna zarar vermeyecek cam ürünleri tercih ettiğini belirtiyor. Camın artık modern mobilya tasarımlarının vazgeçilmezi haline geldiğini vurgulayarak, “Sürekli tasarımlarını geliştiren büyük üreticiler her türlü ebat ve farklı renklerde cam talep ediyor. Bu açıdan sürekli üretimimizi geliştiriyoruz ve talebe yetişmekte zorlanıyoruz” diyor. Okandan cam sektördeki büyümenin nasıl yeni iş kolları ve istihdam alanları oluşturduğunun en güzel örneği
Sonuç olarak mobilya, her geçen gün büyüyen ekonominin yükselen aktörlerinden. Reel sektörün yakaladığı ivmeye hükümet de sahip çıkarsa, mobilyacılar Başbakan Erdoğan’ın 10 bin dolar millî gelir hedefinin önemli taşıyıcılarından olabilir
AVRUPA SERT AMERİKA POFUDUK SEVİYOR

Mobilya tüketimindeki alışkanlıklar coğrafyalara göre farklılık gösteriyor. Her kültür kendi beğenisine uygun ürünler talep ediyor. İhracatçı firmaların dış pazardaki başarısı, bu beğenilere hitap edebilmekten geçiyor. Özellikle tasarımda, renk ve desenlerde dünyadaki ilgiler çok farklı, tabii ölçüler de. Bazı ülkelerdeki mobilya ölçüleri birbirinden çok ayrılıyor ve bunu dikkate almayan üreticinin o pazarda başarı şansı yok. Hacı Boydak, Avrupa’da oturumu sert mobilyalar satılırken, Amerika’da pofuduk diye tabir edilen yumuşak ürünlerin ilgi gördüğünü söylüyor. Toplumsal alışkanlıkları iyi bilmek de önemli bir pazarlama stratejisi; ancak Boydak, bazı tasarımların evrensel özelliklere sahip olmasının da önemine dikkat çekiyor; çekyatlarda olduğu gibi… İnsanların hayatını kolaylaştıran ergonomik, estetik ve ekonomik ürünlerin her dönem pazar bulma şansı yüksek.

Muzaffer Çilek, yurtdışına açılacak firmaların dikkat edeceği en önemli konunun, o ülkenin mobilya üzerine belirlediği teknik standartları iyi öğrenmek olduğunun altını çiziyor. İkinci önemli konu ise ölçüler. Kimi ülkelerde daha minyon, kimi ülkelerde daha geniş ölçüler talep görüyor. Örnek vermek gerekirse, Arap ülkeleri ve Avrupa’da geniş karyola ve gardıroplar, Kore ve Japonya’da ise daha dar ölçüler tercih ediliyor

Evinizde geçirdiği süreyi  misafiriniz için aklında yer etmesi için  tek sırrı ona yatacak en güzel yeri vermek değildir. kendi evi gibi hissetmesi en önemli husus
 ev dekorasyon

iyi odayı seçmelisiniz
imkanınız müsaitse varsa misafir için en iyi oda, içinde banyosu bulunan bir odadır. Bu sayede kendini daha rahat hissedecektir, fakat imkanınız yoksa, tuvalete yakın bulunan odayı ona seçebilirsiniz. Dikkat edilmesi gereken yerde, çocuk odasına yakın olan bir odaya misafirinizi yerleştirmemek

Dekorasyonun içten sıcak olması
Yabancı bir yerde rahatlık, huzurdan daha sonra gelir. Misafiriniz kendisini yabancı hissetmemek için tanıdık objelere ihtiyaç duyacaktır. Eğer misafir odasını çok minimal ve soğuk renklerde döşerseniz, bu misafirinize rahatsızlık verebilir. Bunun yerine sıcak pastel renklerde eşyalar ve çiçekler tercih etmelisiniz.

Yatak yerleşimi
Misafirinizin nasıl uyumaktan zevk aldığını bilmiyorsanız, seçeneklerini çoğaltın. Örneğin yatağına farklı farklı 4 tane yastık koyun. O hangisiyle rahat ediyorsa onunla uyusun. Unutmayın, siz onu mu yoksa bunu mu seversin diye sordukça, misafiriniz rahatsız olacaktır. Siz seçenekleri verin ve onun seçmesini sağlayın.

Dolap ve çekmeceler
Eğer misafiriniz size uzun süre kalacaksa, eşyalarını koyabileceği bir çekmecesi olduğundan emin olun. Kendini evinde hissedecektir. Ayrıca odasına bir ayna koyarsanız, daha rahat hazırlanabilir

Evindeymiş gibi hissettirin
özellikle izlenecek programların ve ya dinlenecek müziklerin seçiminde misafirinize söz hakkı tanıyın. Çok fazla şunu ister misin, bunu ister misinlerde üzerine gitmeyin. Her zaman misafirimizin rahat etmesi için onun istediklerini yapmaya çalışırız ama aksine bu onları rahatsız eder.

Odasına masa koyun
Misafirinizi yerleştireceğiniz odaya küçük bir masa ve ya bir çalışma masası koyun. Böylece canı sıkıldığında kendine yapacak bir şeyler bulabilecektir. Eğer evinizde bilgisayarınızı koyacak yer bulamıyorsanız, belki de doğru yer misafir odasıdır.

Yiyecek ve içecek
Misafirinizin ne tür yemeklerden hoşlandığını öğrenin ve ona göre yemek yapın. Misafiriniz vejetaryan olabilir ya da bamyayı sevmiyor olabilir. Sevmediği bir yemeği yapıp misafirinizi aç bırakmak istemezsiniz

evinizdeki dekorasyonda yapılan hatalar aklına geliyor mu?

Evinizi kurarken yaptığınız bazı hatalar, istediğiniz sonucu almanızı engeller. İşte evinize her baktığınızda bir şeylerin eksik olduğunu hissettiren 9 hata…

1. Plan yapmamak
Evinizi dekora edeceksenz, hangi eşyayı nereye koyacağınızı ya da hangi eşyalara ihtiyacınız olacağını mutlaka bir liste halinde yazın. Evinizin kaba taslak bir planını çizerseniz elinizdeki eşyaları nerelere koyacağınızı bilirisiniz. Bu size hem çok vakit kazandıracak, hem de eksikleriniz olmasını engelleyecektir.

2. Aydınlatma hataları
Pek çok kişi evini dekora ederken aydınlatmayı pek fazla önemsemez. Fakat aydınlatma en önemli öğrelerden biridir. Aydınlatma yaparken dikkat etmeniz gerek ilk şey, görüş probleni yaratmayacak şekilde ve yeterli aydınlatma sağlamaktır. İkinci adımda ise okuma yaptığınız ya da çalıştığınız alanların ekstra aydınlatması var. Kitap okuduğunuz veya elişi yaptığınız alanda daha fazla ışığa ihtiyaç duyarsınız.Son adım ise vurgulamak istediğiniz alanları küçük spotlar yardımıyla aydınlatmaktır.

3. Işık ve renk uyumsuzluğu
Renkleri gösteren boya katologlarına baktığınızda, eviniz için en uygun rengi bulduğunuzu düşünebilirsiniz, fakat renk seçiminde evinizin aldığı ışığı da düşünmelisiniz. Örneğin eviniz kuzey ya da doğu yönündeyse, az ışık alır ve soğuk renkler evinize donuk bir hava verir, bu yüzden sıcak renkleri tercih edin. Aynı şekilde batı ve güney yönlerinde de sıcak renkler çok baskın görüneceğinden soğuk renkleri tercih edebilirsiniz.

4. Odanın ne amaçla kullanılacağını hesaba katmamak.
Evinizi döşerken hangi odayı ne amaçla kullanacağınızı göz önünde bulundurun. Örneğin; çocuk odası olarak kullanacağınız bir dodayı koyu ve cansız renklerde döşerseniz, odaya yanlış bir ruh hali katarsınız… Ya da salonunuzu kırmızı ağırlıklı döşerseniz, çok agresif bir etki yaratabilirsiniz. Odalarınızı boyarken ve içini eşyayla doldururken, renk uyumlarına dikkat etmelisiniz.

Dekoratif radyatörler

Hammam Design Radyator, piyasaya yeni sürdüğü çelik ve paslanmaz dekoratif radyatörleri ile gözleri üzerine çekmeyi bildi.

Hammam Design Radiator, ısıtma sektörünün  büyük ve kapsamlı fuarı olan ISH Frankfurt Fuarı’nda piyasaya yeni çıkardığı çelik ve paslanmaz çelik dekoratif radyatörleri ile büyük ilgi gördü. Her iki senede bir gerçekleştirilen fuarda yıllardır ziyaretçilerini aynı lokasyonda karşılayan firma, bu sene en başarılı fuar tanıtımlarından birini gerçekleştirdi

Modellerinin tasarımlarını kendi bünyesinde gerçekleştiren Hammam Design Radiator üretiminin %95’ini Avrupa ülkelerine ihraç ediyor. İleri üretim teknolojisi ile EN 442 Avrupa standardına göre ürettiği standart ve tasarım modelleri ile dünya pazarlarında yüksek kaliteli bir Türk markası olarak yer alıyor.

Hammam Design Radiator’ın modelleri yalnızca banyolarda havlu kurutma amaçlı değil, iç mekanlarda ısıtma ve dekorasyon amaçlı da kullanılıyor.

Eczane Dekorasyonu

Yaz geldi Eczacılarda artık badana boyadan sonra eczanenizi yeniden dekore etmeyi düşünmeye başladınız değil mi ? Peki nasıl birşey sizi mutlu edecek? eğer karar veremediyseniz yazımızı okuyun.

Görselliğin ve estetiğin önem kazandığı günümüzde ‘ağırbaşlı’ eczaneler de durumdan nasibini aldı. Beyaz, yağlıboya camekanlı dolaplar bir süre sonra nostaljik kabul edilebilir. 2. Levent’teki Asuman Milar Eczanesi belki de bu değişimin ilk örneği.

İsmini sahibinden alan Asuman Milar Eczanesi, dekoratör ve reklamcı elinden çıkma bir iş yeri. Dekorasyonu Cengiz Kurt, logosu ise Ali Taran tarafından gerçekleştirildi.

Temmuz ayında açılan eczanenin sahibi Asuman Milar. 10 yıldır eczane eczacılığı yapan Milar’ın dördüncü yeri burası. Daha önce hep hastane yakınlarında dükkan açtığı için estetik kaygılarla bakmamış hiç. Ancak buraya girince daha kapıda bir fark olduğunu anlıyorsunuz.

Girer girmez klasik müzik çalınıyor kulaklarınıza. Sonra 38 metrekarelik bu dükkanın nasıl olup bu kadar ferah göründüğünü anlamaya çalışıyorsunuz. Aydınlatma, yer döşemesi, raflar, ilk önce özen göze çarpıyor.

Asuman Milar’ın diğerlerinden en büyük farkı ortada ilaç görünmemesi. Raflarda sadece bitkisel vitamin ve çaylar, bebek mamaları, el yapımı sabunlar ve kozmetik ürünler var. İlaçlar ise İtalya’dan tanesi 1 milyara getirilen çelik dolaplarda saklanıyor. Bunun iki nedeni var. Birincisi ilaçların günışığına maruz kalmasını engellemek. Güneş vurmadığı için ısı da belli seviyede kalıyor. Çekmecelerden oluşan dolapların kullanılmasının ikinci nedeni ise yerden kazanmak. Duvara gömülen ve hiç yer kaplamayan dolaplar 5 bin ilaç alıyor.

Müşteriler ilk bakışta ortada hiç ilaç göremeyince, kapıdan başlarını uzatıp, ‘‘pardon ilaç satıyor musunuz?’’ diye sormaya başlamış. Milar ilaçların bir kısmını dolaplardan çıkarmak zorunda kalmış. Ancak ilaçların tamamı kasanın arkasında duruyor. Aslında kasa da bildiklerimize hiç benzemiyor. Daha çok bir otelin resepsiyon masasını hatırlatıyor.

Müşteriler de bu farklı eczaneden memnun. Milar, bu özenin verdiği hizmetin bir parçası olduğunu söylüyor. ‘‘Birkaç insanla konuşunca farkettim ki, insanlar eczacıları asık suratlı ve aksi tanıyor’’ diyor.

Parfümler sıkılıyor, ince topuklu çizmeler giyiliyor, dar gömleklerin altına dapdar pantolonlar giyiliyor. Kısacası, evin içinde de dışında da genel şıklık sürüyor.

Soğuklara panço katkısı

ARTIK geç de olsa kış soğukları bastırıyor derken, tabii buna uygun giyinmeyi de unutmamak gerek. Benetton’un kış sezonu için tasarladıkları, pançolar, kabanlar, montlar, anoraklar

deri ceketler ve jean montlarla sınırlı kalmıyor. Bir de bunları envai çeşitte bulmanız mümkün oluyor. Türkiye’deki 70 Benetton mağazasında, koleksiyonun 16 parçasını da bulmak mümkün.

Saf bir keyif kokusu

GIVENCHY’nin yeni parfümü Hot Couture, heyecanlı, büyüleyici ve ilk bakışta aşka sebep olan bir olay olarak tanımlanıyor. Ahududu, vişne, karabiber, amber gibi maddelerin karışımından oluşan kokuya, Eva Herzigova’nın tepkisi ise şu olmuş: ‘Tutkulu ilgilerinin tek odağı benim ve benzersiz hünerlerinin tek objesi.’ Artık kadınlar ilgi odağı olmak için ne kullanmaları gerektiğini biliyor olmalılar

Japon tarzı dekorasyon

Mudo Concept’in yeni sezon iç dekorasyon tasarımlarında yoğun bir şekilde Japon tarzının etkisi var. Zen felsefesiyle örtüşen oryantalist akımların söz konusu olduğu tasarımlarda, modern aksesuvarlar kadar; fenerler, boncuklu mumlar, el yapımı cam ürünleri de bulunabiliyor

Avrupa Dekorasyon

 Avrupada Dekorasyonun yerini oralarda dekorasyon nasıldır? Nasıl yapıyor. diye merak ediyorsanız.

Fonksiyonel ve sade
Almanya’da 1919 yılında kurulan Bauhaus Okulu, bugün hala Almanya’da etkili olan Bauhaus stilinin yaratıcısıdır. Yalınlığı ve saflığı zirveye çıkaran bu stil ‘less is more’ yani ‘az çoktur’ felsefesinden hareket ediyor. Alman tarzının genellikle soğuk ve oldukça düz özelliklere sahip olduğu söylenebilir. Daha çok deri ve çelik malzemeler kullanan Alman tasarımcılar, dekorasyonun mutlaka fonksiyonel olması gerektiğini savunuyor.

Tüm toplumlarda kutsal bir mekan olarak kabul edilen evlerin dekorasyonu, her ülkede farklılık gösteriyor. Kimileri sade bir tarzı tercih ederken kimileri ise aksesuvarlarla zengin hale getirilmiş görkemli mekanları seviyor. İşte İtalya, Almanya, İngiltere ve Fransa’nın dekorasyon tarzları….

Zarif ve romantik
Kadınsı çizgiler, pastel renkler ve romantik bir atmosfer Fransız dekorasyonunun olmazsa olmazları! Doğaya olan tutkularını dekorasyona yansıtan tasarımcılar, bugün de 19. yüzyılın sonlarından beri hakim olan güzellik anlayışının etkisinde. Vazodan kahve fincanına, koltuktan perdeye kadar dekorasyonun her türlü detayında güzelliği ön plana çıkaran tasarımcılar, mekandaki her şeyin bir bütünlük için de olması gerektiğini savunuyor.

Farklılığıyla o bir klasik!
Özgün ve soylu çizgisinde her daim tutarlı olmayı başaran İngiliz stilinin en belirgin özelliği rahatlığı ve sadeliği… Tasarımcıların ‘İngiliz tarzı’ olarak tanımladığı tasarım anlayışı, farklı dönem ve stillerin artık birer klasik haline gelmiş örnekleriyle oluşturuluyor.

Aksesuvarın büyük önem taşıdığı İngiliz stili dekorasyonun vazgeçilmezleri arasında gümüş varaklı ayna ve çerçeveler, natürmont tablolar ve mavi-beyaz Çin porselenleri yer alıyor. İngiliz evlerinin duvarlarında daha çok çizgili resimler kullanılıyor. İngiliz tasarımcılar, perdelerin döşemelik kumaşların ve duvar kağıtlarının tümünün birbirini tamamlamasını tercih ediyor. Mutfakların en dikkat çekici detayları ise duvarlardaki rafların altında asılı olan aksesuvarlar…

Kişiye özel çözüm isteyenlere
Yaratıcılık ve yenilikten vazgeçmeyen İtalyan stili; ‘dekoratif tasarımın kalbi’ olarak tanımlanıyor. Farklı dönemleri harmanlayarak şekillenen bu tarz, zengin bir bakış açısına sahip. Zaten bu özelliği de onu daha göz alıcı ve tercih edilir hale getiriyor. Kaliteden asla ödün vermeyen İtalyan tarzının en bilinen özelliklerinden biri zarif ve fonksiyonel hatlar.

Sınırsız renk alternatifine sahip olan İtalyan tarzında her zaman yeni bir malzeme görmek mümkün. Çoğu mimar olan İtalyan tasarımcılar, mekanları dekore ederken, var olan koşulları göz önünde bulundurarak kişiye özel çözümler üretiyor. Tasarımcılar mobilya, dekoratif aksesuvarlar ve ev ekipmanları arasında mutlaka bir denge olması gerektiğinden yana…

  • Evinize stil katmanın yolları…
           Yaşadığınız yerin atmosferini değiştirmek ve farklı olmak sandığınız kadar zor olmayabilir. Komodinler, koridorlar, masalar stilinizi yansıtmanız ve fark yaratmanız için ideal yerlerdir. Masanızdaki şık şamdan, salonunuza asacağınız ayna ve kan[ev-dekorasyon.jpg]epenizdeki  renkli yastıklar kişiliğinizi yansıtan hoş detaylardır Ve evinizi olduğundan büyük ve düzenli göstermek de elinizdedir. Dekoratif kutular, depolama üniteleri odaları düzenli göstermek için imdadınıza yetişir. Siz de evinize stil katmak istiyorsanız 20 önerimize kulak verin.
        
    Zor ve zahmetli işlerle başlayın
          Pencere, duvar ve halılar evlerde farklılığınızı konuşturmanız için uygulama yapacağınız en basit bölümler.
        
    Pencereler
          Evinizin daha aydınlık olmasını ve daha iyi ışık almasını istiyorsanız pencerelerinizi bir kat boyayın. Temiz pencerelerin ışığı daha iyi yansıttığını unutmayın
     
        
     Duvarlar
          Yaşadığınız mekanı geniş ve aydınlık göstermek için duvarları beyaza ya da krem rengine boyayabilirsiniz. Duvara asacağınız büyük bir ayna da ferahlık hissi vermenize yardımcı olabilir. İhtişamdan hoşlanıyorsanız altın varaklı, modern için gümüş çerçeveli, sadelikten vazgeçemiyorsanız çerçevesiz bir ayna kullanabilirsiniz.
        
    Halılar
          Eski halılarınızı kaldırıp yenisini koymak yerine öncelikle halınızın altındaki yer döşemenize bir göz atın ve yerleri boyamayı deneyin. Yepyeni ve farklı bir görünüme kavuşan yer döşemenize sadece otantik desenli bir kilim atıp, evinizi bambaşka bir kimliğe kavuşturabilirsiniz

    
     Halınız eskidiyse şampuan yardımıyla temizleyebilir, yıpranmış yerlerin üstünü eşyalarınızın rengiyle uyumlu bir kilimle örtebilirsiniz. Böylece yeni bir halı almaktan kurtulmuş, halınızı da yeni bir görünüme kavuşturmuş olursunuz.
    
Mobilyalar
      Kanepenizin rengi açılan yerlerini şık örtüler kullanarak kapatabilirsiniz. Yorgun kanepenizi şirin yastıklarla yeniden canlandırabilirsiniz. Bunun için yapmanız gereken hangi renk ve kumaştan yastık istediğinizi belirlemek?
    
Odalarınıza göz gezdirin
      Evinizde yaşadığınız ne kadar problem varsa, bir o kadar da çözüm vardır. Sorunlu alanlar için pratik ve şık alternatifler bulunduğunu unutmayın.
    
Aksesuarlar
      Evinize stil katmanız için büyük paralar harcamanıza gerek yok. Ekonomik aksesuarlarla, örneğin yapma çiçekler, vazolar ya da çerçevelerle şıklık katabilirsiniz

    
     Bir yemeği özel kılmak için masanızı mumlar, deniz kabukları ve parlak taşlarla süsleyebilirsiniz. Klasik porselen yemek takımlarına eşlik eden şık peçetelik ve kadehlerle hoş bir atmosfer yaratabilirsiniz. Eviniz küçükse ve arkadaşlarınız geldiğinde oturtacak yer bulamıyorsanız, çok yer kaplamayan tabure ve sandalyeler imdadınıza yetişecektir.
    
Koridor
      Koridor evin ilk görünen kısmı olması açısından son derece önemlidir. Çoğu evde koridorlar dardır, fakat yine de depolama alanı olarak tercih edilir. Koridorunuzda ne kadar fazlalık varsa hepsini başka odalara koyun.
    
 Yatak odası
      Yatak odanızdan sıkıldıysanız yepyeni yatak örtüleriyle odanızı yeni baştan yaratabilirsiniz. Aynı zamanda kullanacağınız yastıklarla misafirperver bir hava sağlamanız mümkün. Ferahlık hissi yaratmak için mobilyalarınızı beyaza ya da krem rengine boyayabilirsiniz. Açık renkli aksesuarları tercih edebilirsiniz.
    
     Depolama üniteleri, yatak odalarınızdaki elbiselerinizi ve ayakkabılarınızı düzenlemek için mükemmel çözüm sunar. Kozmetik ürünleriniz için kullanacağınız kutular makyaj masanızın üzerini düzenli tutmanız için ideal
 
    
Banyo
      Banyonuzu daha hoş ve göz alıcı bir hale getirmek için onu yeni baştan yıkıp dökmenize gerek yok. Yer döşemesinin rengini boya ile değiştirebilirsiniz ya da fayanslarınızda açık renkler kullanarak banyonuzu aydınlık ve geniş gösterebilirsiniz.
    
Mutfak
      Mutfağınıza çeki düzen vermek istiyorsanız işe ortalıkta duran mutfak gereçlerini göz önünden kaldırarak başlayabilirsiniz. Bu çözümün size maliyeti ise hiç olmayacaktır
 
    
     Mutfağınızda değişiklik yapmak istiyorsanız mutfak dolaplarınızı boyayıp, dolap kapaklarınıza yeni kulplar takabilirsiniz. Ayrıca canlı bitkiler ve spotlar mutfağınızın havasını değiştirecektir.
    
Dış mekan
      Kapı, pencere, çerçeve ve atık su borularını dış cephe boyasıyla boyayın. Farkı göreceksiniz.
    
Güzel ayrıntıda gizlidir
      Depolama, aydınlatma gibi konular da evinizin atmosferini değiştirmeniz için oldukça önemlidir. Küçük dokunuşlar beraberinde büyük değişiklikleri getirebilir, deneyin.
    
Depolama
      Her ne kadar açık raflar ortalıktaki kitapları, CD’leri bir arada tutmak için faydalı olsa da dağınık bir görüntü yaratabilir. Bu nedenle raflara eşyalarınızla uyumlu ahşap bir kapak takmak iyi bir çözüm olabilir. Böylece evinizde düzenli bir görünüme kavuşabilirsiniz

    
     Küçük eşyalarınızın dağınık olması odanızın tarzının ve mobilyalarınızın güzelliğinin ortaya çıkmasını engelleyecektir. Bu sorunu çözmek için kullanmadığınız alanları değerlendirmenizde fayda var. Depolama kutuları, gazetelik, raf ve dolaplar ortadaki dağınıklığı toplarken, tarzınızın da öne çıkmasını sağlayacaktır.
    
Şömine
      Şöminenizin üzerine yerleştireceğiniz birkaç aksesuarla farklı bir hava yaratabilirsiniz. Ahşap aksesuarlar, mermer ya da taştan yapılmış şöminenize sıcaklık katacaktır. Ortama stil katmak için düz ya da köşeli yerlere şamdan da koyabilirsiniz. Görüntüyü yumuşatmak için şöminenizin üstüne ayna asabilirsiniz.
    
Aydınlatma
      Keskin ışıklar odanızın atmosferini bozabilir. Bu yüzden odanızda tarzınızı yansıtacak aydınlatma elemanlarını kullanmalısınız. Tüm ışıklandırma sisteminizde ayarlanabilir anahtar kullanırsanız hem ışığı istediğiniz şiddette ayarlar, hem de tasarruf yaparsınız.
    
Bahçelerinizi unutmayın

      Sık sık sulama yapın ve çalı çırpıyı her zaman temizleyin. Böylece bakımlı bir bahçeye sahip olacaksınız. Ayrıca bahçenize çeşit çeşit çiçekler ekerek de canlı bir görünüme kavuşturabilirsiniz.

Everything yeni ürünleri


verything yeni ürün koleksiyonu ile kırmızı rengin cazibesini, çekiciliğini ve sıcaklığını evlerimizle buluşturuyor. Kış mevsimine girerken yazlık akseuar ve dekoratiflerimizi çatı arasına kaldırma vakti geldi
 

       Everything, kırmızı koleksiyonu ile bizi kışın soğuk havasından uzaklaştırıp, yaz günlerinin kavurucu sıcaklarını evimizde hissetmemizi sağlayacak. Mutfağınıza, salon veya yatak odanıza ekleyeceğiniz kırmızı bir aksesuar ile evinize farklı bir hava katabilir hatta komşularınızı kıskandırabilirsiniz

« Newer Posts - Older Posts »